Ellinci yazı

Nedenini bilmiyorum, ellinci yazının bir öz—hesaplaşma yazısı olması gerekli göründü. Belki, bir zamanlar ’bu işi en fazla elliye dek götürürüm’ dediğim, pranga mahkûmu gibi hafta saydığım için. Yazmak, kendi tarihini yaratmaksa, kilometre taşlarının ayrı bir çekiciliği var. Eleştiride hedef, ’öz’ ise genellikle sonuç, tam isabet karavana! Özeleştirinin yetersizlik hakkı talebi olduğunun da bilincindeyim. (”Hiçbir şey tam, hiçbir şey kusurlu değildir.”)

Continue reading “Ellinci yazı”

Acımasızlığın Evrensel Tarihi

Bu çığırtkan başlıktan vazgeçip üç diyaloğu bir arada tutan ipi kesmek, kolyeden saçılan boncuklar gibi dağılmalarına izin vermek daha iyi olurdu belki. Ait oldukları yere, kaosun hüküm sürdüğü gerçekliğe geri göndermek…
(Ötekinin yaşamı, göçmenlerini aç bırakmayan, ama vatandaşlık tanımayan bir ülke gibidir.)

I. Diyalog: ’Davetsiz’ tanığı olduğum ilk konuşma, son Kurban Bayramı’nda, Beyoğlu’nda geçti. Kişiler 25 yaşlarında, takım elbiseli, önemli bir olaya hazırlanmış gibiydiler. Dikkatimi çeken, yüksek sesle, pervasızca yinelenen ’silah’ sözcüğü…
— Yani, işte, silahın yerini hemen söyleseydi!
— Boşu boşuna yıprattı kendini. İki ayak parmağına mal oldu ona.
— Adresleri de nasıl verdi, hepsini.
— Parmakları kırılmadan verseydi de bizi arife gecesi yormasaydı…

Continue reading “Acımasızlığın Evrensel Tarihi”

Biz aşkı çok sevmiştik

Özellikle aradıkları bir fırsat değildi, ama gene de bir fırsattı: Barın, sokağa bakan, küçük ve yalıtılmış bölmesindeki tek masa boştu. Üstelik cumartesi, sinema saati olmasına rağmen.
Beyaz şarap ısmarlayan iki adam, az önce izledikleri filmin çabuk fakat son derece yetkin bir değerlendirmesine girişmişlerdi. Çözümlemeleri derin, zekice, profesyonelceydi, görüşleri tıpatıp birbirine uyuyordu. İkisi de ciddi, kendinden emin insanlardı, özgüvenlerinin bedelini ödediklerine inanırlardı. Sürüden yalıtılmışlığın verdiği ince gurur, farkında olmasalar da, tüm davranışlarına sinmişti.

Continue reading “Biz aşkı çok sevmiştik”

Herkes Herkesin polisi…

Başlarken…
Kimdir öteki? Bizden olmayan ama bizi tanımlayabilmek için gereksindiğimizdir. Kendisinden başka her şeyi göstermesini beklediğimiz aynadır bazen de.
ÖTEKİLER çoğunlukla kent yazıları olacak. İstanbul ve diğer kentler, 3. Dünya metropolleri, uzaklar, sokaklar… Odak noktasında bulunmayanlar, gündemi belirlemeyenler, kıyıda köşede kalan öyküler, kaybedilmeyen sesler, dışardakiler…

Continue reading “Herkes Herkesin polisi…”