Günce

Haziran ortası: Buradayım, gecede, upuzun bir hastane koridorunun ucundaki devasa pencerenin önünde… ‘Panorama’ deniyor buraya, ayağa kalkabilen hastalara bir dünya manzarası, anıları canlandıracak, geleceğe dair vaatlerde bulunacak bir ‘dış dünya’ sunmak için boydan boya uzanan lekesiz camlar milim açılmıyor. Dışarıda fırtına olmalı. Rüzgarın uğultusu, hastane koridorunun tanıdık seslerini – bir iki öksürük, ağır aksak, mecalsiz adımlar, iyice kısılmış bir televizyon, ısrarla hemşireyi çağıran zil- bastırıyor, geceyi daha da derinlere, gizemli, karanlık diplere çekiyor.

Continue reading “Günce”

Ucube

Bay Sapien, Maskeli Balo için kostümünü denerken, yaklaşan  felaketin ilk habercisini gördü: Villaların az ötesinde, leylek yuvasını andıran, çalı çırpıdan bir baraka. Çok uzaklardan gelmiş, kapkara, uğursuz bir kuş, kentle orman arasındaki ıssız kırlara konmuştu.

Yeryüzünde henüz keşfedilmemiş bir kıta! Hem de bu çağda!! Bay Sapien o zamanlar ilkokuldaydı, o benzersiz ilk heyecanı  hala hatırlıyor, hala anlatıyordu. Okyanusun enginliğine gizlenmiş bir kıta ve onun eşi bulunmaz sakinleri!  O güne dek bilinen hiçbir insan türüne dahil edilemeyen bu yepyeni insanlara, başta Homo Fabiensis, Homo Jamesiansis (adayı ve türü keşfeden kaşifle bilim adamı),  homo avaianucus,neo- neanderthalensis, post-neander vb çeşitli adlar takılan bu alt-türe artık sadece ‘ucubeler’ deniyordu.

Continue reading “Ucube”