Artık deliler boşansa ya

Aziz Nesin’in Deliler Boşandı adlı öyküsü, akıl hastanesindeki esaretlerinden boşanıp Arisontopolis şehrinde akıllıların yaptığı yasaların tersini yaparak, o yasaları bozarak şehri yaşanabilir kılan delileri konu alıyor. Nihayetinde şehrin sakinleri, “N’olur bizi bırakmayın!”, “Bizi yine o akıllıların eline mi bırakacaksınız?”, “Sizde hiç acıma duygusu yok mu? Bizi yüz üstü bırakıp nereye gidiyorsunuz” diye tepki gösterse de deliler ödevlerini bitirip tımarhanelerine geri döner. Öykünün serencamında ise Nesin, bir delinin bozduğunu kırk akıllı düzeltemez, diyerek düzeltmek—bozmak eylemlerini ironiyle tersyüz eder.

Türkiye’yi en iyi anlayan ve metinleriyle en iyi anlatan yazarımız olan Aziz Nesin’in cümlelerine ülkenin yaşadığı sıralı yalan hikâyeleri mevsiminde tekrar ihtiyaç duydum ve sarıldım kitaplarına. Öykülerine gelince ise Kurt Vonnegut’u doktorum kabul edip reçetesine harfiyen uydum, öykü seansları hiç ihmal etmedim. Vonnegut, bu güzel reçetesinde; her gün öykü okumanın, vücut ve ruh için Doğu’nun aptalca meditasyonlarından daha yararlı olduğunu söyler. Bu seanslara ise Budist Şekerlemesi adını verdiğini söyleşilerinden okuyoruz.

Malumunuz ülkemizde doğruların peşinden delicesine gidip haber yapmak, yazmak çok zor bir iş. Bu işe kollarını sıyıranların çoğunlukla duyduğu tanım ise deli işi’dir. Bu zorluğun farkında olarak girişilen bu uğraşıda kim olursa olsun zalim muktedire, kimden gelirse gelsin hukuksuzluğa, kime dokunacaksa dokunsun haksızlığa karşı durma prensibiyle şekillenen özgür basın sadece gelenek değil aynı zamanda ‘gelecek’tir de! Geleneğinde, 89 çalışanının öldürülmesi, Özgür Gündem’in 50 kez kapatılması, yaptığı haberlerden dolayı haklarında açılmış 480 dava dosyası, eğilip bükülmemesinden dolayı bombalanması var. Bu gelenek, acı bir tarih ifade etse de barış ve demokrasi emeli için herkese iyi gelecek, diyerek delilerimize geri dönelim.

Şimdi akıllıların yaptığı yasaları bozacak, tersyüz edecek delilere en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanlardayız. Akıllıların yasaları ne diyor, yasalar demese de bu yasaları uygulamakla mükellef akıllı insanların uygulamaları ne diyor, neyi gösteriyor? Tehli egemen aklın zararlarını her gün yanı başımızda hissediyoruz. Ne aklı ne de akıllıyı tırnak içine alarak birilerini aklamak ya da ‘meclisten dışarı’klı söz söylemek istedim. Şüphesiz, insanı; yaratılmışların en masumları, en şereflileri olan bitki ve hayvanların mukaddes seviyesine yaklaştıran bir delilik kaldı elimizde. Savaş denilen akıllı insan yapımı bir felâketin ciddiyetini bir deliye anlatamazsınız. Meslekte yükselmek için birilerine hoş görünmek gerektiğini bir deliye kabul ettiremezsiniz. Durmadan kendini yalanlayanların alkışlandığını delile anlatamazsınız. Hilafet için yalanın, şatafat için yolsuzluğun, saltanat katliamların mubah kabul edildiği bir zalim sistemi delilere kabul ettiremezsiniz! Kendinizi hiç yormayın! Deliler Boşandı öyküsünde Aziz Nesin öykü kahramanına şunları dedirtir; “Biz, bu savaş denen işin şakaya gelir yanı olmadığını bitürlü delilere anlatamıyoruz. İşi deliliğe vuruyorlar.”

Deliler boşansa da, düşüncesini ortaya koyan, yazan insanların esaretine neden olan akıllıların yaptığı yasaları tersyüz etse,

Deliler boşansa da, barış diyen insanların üzerine tankla tüfekle gidilirken savaş nâraları atanların yoluna güller serildiği günler son bulsa,

Deliler boşansa da, kadın bedenini erkek eline bırakan zihniyet son bulsa; ne kimsenin emaneti ne kimsenin namusu olarak hayat sürülse.

Deliler boşansa da, istismarcılarla baş başa bırakılan çocuk, tecavüzcüsüyle evlendirilen ve ondan çocuk doğurmaya mecbur bırakılan kadın, doğurmak istemediğinden muktedir ve yandaşlarından ‘yarım’ muamelesi gören bir cinsiyetin bayramı olsa,

Deliler boşansa da, yarısı vergi olan arabanın, yakıtın hesabını sorsa. Tamamı halkın vergileriyle yapılan yol ve köprüden halkı fahiş ücretle geçmek zorunda bırakan sistemi tepetaklak etse,

Deliler boşansa da, aynı topraklarda yaşayan halklardan birinin adı lanetle, diğerinin adı ihanetle, öbürünün nefretle, bir başkasının da husumetle anılmasa,

Deliler boşansa da, kaleminin kömürüyle her türlü ahlaksızlığı aklamaya çalışanların; köşelerinde insanları hedef göstermekten zevk duyanların; katle, linçe, hakarete sebep olanların yüzüne, yürek yoktur belki göğüs boşluğuna, hep birlikte tükürseler tükürseler,
Deliler boşansa da, okullarda bilimi zul görenlerin, sanatı zül bilenlerin, felsefeye fuzulî bakanların, dil eğitimini çok görenlerin, yobazlığı her fırsatta allayıp pullayanların çarkına çomağını soksa da dişlileri dağılsa,

Deliler boşansa da, medeniyet diye betonu dayatanların; çiçeği görünce renklerin, ağacı bulunca gölgesinin kâr marjını hesaplayanların plan ve projelerini tersyüz etse,

Deliler boşansa da, gönül rahatlığıyla kitaplara dalsak,

Deliler boşansa ülke, o meşhur söylemle, yetmişdokuzmilyon yurttaş rahatlar ve tabii iktidar yerinden korkuyla zıplar. By İsahag Uygar Eskiciyan