Üç nokta, tek sözcük

Derin bir soluk alıp başlamalı. Bir kez daha… Baştan almak, bir daha denemek… Anlatılamayana doğru bir adım atmak, bir adımı tekrarlamak, yörünge değiştirip bir çember daha çizmek… Uçsuz bucaksız bir savaş alanında, söylenenle söylenmeyenin ölümüne çarpışıp bir arada sessizce çürüdüğü… (Neden?) İnanmak için… ‘Kendi’ içimdeki, insanın içindeki, o hiçbir zaman vazgeçmeyecek, çekip gitmeyecek olana inancımı koruyabilmek için.


Katliam günlerinde yazmak… Yazmayı denemek… Bir kez, bir kez daha… Bu uçsuz bucaksız, kanı seven topraklarda… Ölenle sağ kalanın bir arada sessizce gömüldüğü…
Üç nokta… Suskunluk… Tek bir sözcüğe çarpıp parçalanan, mutlak suskunluğa dönüşen yazı… Yaşamın içinde değil, yanında kalmak adına yola koyulan, yolunu yitiren yazı… Katliam, bir kez daha… Üç nokta, suskunluk.
*
Ama kim, nasıl, hangi sözcüklerle anlatabilir? Kimin sözcükleriyle? Bir bodruma sığınmış, tanklarla, toplarla durmamacasına bombalanan, çöken, alev alan bir binanın bodrumuna sığınmış onlarca insanın— genç, çocuk, yaşlı, yaralı, ağır yaralı, bacağı kopmuş— günler, geceler süren bekleyişini kim, nasıl anlatabilir? Yaralara bastırılacak son pamuk, alevleri durdurabilecek son su tükenmişken… Kim, nasıl anlatabilir, parçalanmış, yakılmış, sokaklara atılmış ölüleri… Belki çok geç, ilk sözcükten beri çok geç. Katliam, üç nokta.
Şimdi soluğumuzu tutmuş, endişeyle, korkuyla, acı içinde, utanç içinde Sur’dan gelecek haberleri bekliyoruz. En az iki yüz kişi, ki aralarında çocuklar da var, ölmek, vahşice öldürülmek üzere… Hep beraber sıkıştırıldığımız bu enkazda artık çığlık atacak hava kalmasa da, sesimiz, karnından vurulmuş ve günlerce yardım beklemiş bir yaralının sesi kadar kısılsa da, acil ateşkes çağrısını bir de ben, yaşamın yanında kalmak isteyen herkesin adına dile getiriyorum: Bir katliam daha yaşanmadan acilen çatışmalar durmalı, en azından sivillerin ve yaralıların, güven içinde tahliyesini sağlayacak ateşkes koşulları sağlanmalı. Bir an önce, bir an daha gecikmeden…
*
Medyadan alıntılıyorum: ‘ Terörle mücadelede görevli tüm TSK mensuplarının izne bağlı yargılanabilmeleri yönünde düzenleme yapıldı. Askerlerin görevleriyle ilgili suçlar konusunda, kasten adam öldürme, yaralama ve işkence gibi iddialar ortaya atıldığında doğrudan soruşturma yapılamayacak. Savcılıklar önce Savunma Bakanlığı’ndan izin isteyecekler. Bakanlık uygun görürse, ilk aşama tamamlanacak. Başbakanın da onayı ile terörle mücadelede görevli TSK mensuplarının yargılanması mümkün olacak. Son şeklini Bakanlar Kurulu’nun vereceği taslak…’
Üç nokta. Tek sözcük: Katliam. By Özgür Gündem