İlk yazı

Yılın son yazısı, diğerleri gibi tamamlanmamış kalmaya yazgılı bir ‘son—yazı’ için, bir bitişten çok bir başlangıca işaret etmem gerektiğinin belli belirsiz sezgisiyle toparladım boş, beyaz kağıtlarımı…

Uçsuz bucaksız, boş, beyaz kağıtlar, her zaman ıssız bir diyar, hep daha beyaz diğer beyazlardan… Kat kat, katman katman tortulaşan boşluk.

Artık başlamak isteyen bir öykü, hayatla dolmak isteyen bir ses, sözcüklenmek isteyen bir hayat bekliyordu sanki beni, ucu bucağı görünmeyen sisli sonsuzlukta… Karşı konulamaz çağrısı gibi uzak kıyıların, ansızın alacakaranlıkta açılan bir göz, aralanan bir kapı, capcanlı bir kıpırtı gibi. Gecenin bütün yollarını gizlediği ‘gelecek’ ülkesinden sızan, içerideki, en içerideki karanlıktan daha yakın bir ışık. “Şimdi, hemen şimdi,” diyordu akıntısına kapıldığım çağrı… Ya da “hayat” diyordu, sözcükten sözcüğe akan bu ses, sözcüklerin arasından akıp giden sessizlik: “İşte, yaşamaya devam edeceğimiz hayat!” “Yarın” diye yanıtlıyordu ışık, o eski, en eski, bütün başlangıçları mümkün kılmış ışık: “Yarın!” Geceyle karanlığın, yoklukla zamanın, düşle sözün birleşmesinden doğduğu için hep ‘olan’, durmamacasına akan, herşeyi sarıp sarmalayan, kendi yazgısına katan, sonsuzluğun kabarıp taşması gibi, anların, ufukların, bütün sonların ötesine doğru yol alan… Sessizce çağıran ışık. Yepyeni bir güne, yepyeni bir kayboluş vaat eden ufuklara, henüz söylenmemiş sözcüklere doğru… Bir sonraki , bir sonraki ‘son sözcüğe’ doğru çağıran… Hep tamamlanmamış kalmaya yazgılı sözün sürgit uzaklaşan karşı kıyılarına doğru…

Buruk mavi bir sabah, çıplak ve solgun, yeniden dünyaya geliyor, bir konuk çekingenliğinde…

***

“Gerçek tekevvün—yaradılış başlangıcına değildir, sonuna gelmiştir, ancak toplum ve varoluş radikalleştiğinde, yani kendi köklerini kavradıklarında, başlamaya başlayacaktır”, diye yazmış Ernst Bloch… “Tarihin kökü ise çalışan, yaratan, verili olanı yeniden biçimlendiren ve aşan insandır. İnsan, kendini kavrayıp da kendisine ait olanı dışlaştırmadan ver yabancılaştırmadan gerçek demokrasi içinde temellendirdiğinde, herkese çocukken görünen ve henüz kimsenin gitmediği bir şey meydana gelecektir dünyada: Vatan. “

***

Bu da bir “ilk—yazı” işte, bitmeyi reddeden…

***

* “Umut İlkesi”, Tanıl Bora çevirisi By Özgür Gündem