Düşünüyorum niye

İnsanı suçlu kılan, sadece işlediği ya da göz yumduğu suçlar değil, onlara sahip çıkışıdır aynı zamanda… Nasıl hesaplaştığı,yaşamaya nasıl devam ettiği, suçlarıyla ve suçluluğuyle ne yaptığı… Sorumluluk üstlenmek ya da örtbas etmek. Yol açtığı acıyı, telafisi mümkün olmayan kaybı görmek, hissetmek, sonsuza dek taşımayı kabullenmek. Ya da gerekçeler bulmak, kılıfına uydurmak, iri iri kavramlarla, yüce ideallerle kendini haklı çıkarmak. Meydan okuyarak, susturarak, ötekini güvenilmez, yalancı ilan ederek kuru bir özrü bile esirgemek. Korkuncu sıradanlaştırmak, olağan, kaçınılmaz,gerekliymiş gibi sunmak, kutsallığı bellenmiş kavramların, kurumların ardına sığınıp meşrulaştırmak. Öteden beri olageldiği, bizim coğrafyamızda erkeklerin kadınlara, devletin halka karşı işlediği suçlarda hep yapılageldiği gibi, mağduru suçlamak. Suçu ve suçluyu tanımlama iktidarının tadını çıkarmak, cinayete cinayet, katliama katliam demeyi engellemek…

Onyedisi çocuk, otuzbeş ölüm. Aralık ayında, karla kaplı dağlarda sınır geçen çocuklar, gençler. Nesillerdir katırlarıyla dağları, bir zamanlar birilerinin belirlediği sınırları geçerek mazot ya da şeker getiren, 50 ya da 100 TL için mayınlı yollardan “kaçağa” gidenler… Bir Heron. Aydınlatma fişekleri ve top atışı. “Hassasiyetle” vuran savaş uçakları. Ağaçlardan sarkan, birbirine karışan, tanınmaz derecede yanan gövdeler, el ele tutuşmuş ölüler… Ağıtlar, çığlıklar, otopsilerin yapıldığı hastaneyi inleten feryatlar: Çocuğum! Çocuğum! Demeçler, yarım yamalak açıklamalar, söylevler… Gelmeyen ambulanslar, donarak ölen yaralılar, battaniyelere sarılıp taşınan cenazeler. Demeçler, söylevler, uyarılar, gözdağları, polis copları. Medyanın upuzun, genel kurmay açıklamasına dek süren on altı saatlik suskunluğu. Kupkuru bir özrü bile esirgeyen demeçler, suçlamalar, yeni tutuklamalar. İşkencede ölüme iş kazası dercesine, operasyon kazası demeler… Şimdilik tanık anlatımlarından, olay yerine gitmelerine izin verilmeyen heyetlerin raporlarından, resmi açıklamalardan ve medyadan alıntılıyorum.

“Saat 16:00’da 40—50 kişilik bir grupla, mazot ve şeker getirmek için Irak tarafına geçtik. Karakola bilgilendirme yapmadık, gidip geldiğimizi biliyorlardı. Hatta İnsansız Hava Aracının sesini duyduk… Katırları yükleyip yola çıktık. Önce aydınlatma fişeği, akabinde de top atışı… Hemen ardından uçaklar geldi.”

“Askerler yaylayı tuttukları için bu tarafa geçebileceğimiz başka yol yoktu… İlk bombardımanda sınırın sıfır noktasındaki grup imha oldu…”

“İlk grup sınırda askeri görünce bize haber verdi. Geçişe bir süre sonra izin verilir diye beklerken bombalandık. İki ayrı grup halinde bombalandık.Olaydan sonra hiçbir güvenlik gücü, ambulans gelmedi, yaralılar kan kaybından öldü.”

“Dört uçak bombaladı… Karakola haber verdik, gelmediler, gece saat üç gibi yaralı ve ölüleri yolun yarısına dek getirdik. Yarısı yolda öldü.”

“Geri dönerken askerler yolumuzu kesti. Bu kez izin vermediler geçmemize, bizi sınırda beklettiler.”

“Uzun zamandır bu işi yapıyoruz, babalarımız,dedelerimiz de yapıyordu.”

“Yaşları 10 ile 20 arasında değişen 37 kişi, 50, 60,100 lira için bu işi yaparken…”

“İlk etapta terörist oldukları zannı ile saldırı yapılmış, sigara kaçakçıları oldukları tespit edilmiştir.”

“Şimdiye kadar katırlarımızı vururlardı, bu kez bizi vurdular.”

“Kara gömülüp saklandığım için beni görmediler… Ben sağ kalmasam cenazeler bir iki gün orada kalabilirdi… Asker gelmedi, bizim insanımız geldi yardıma…”

“İlk grup tamamen yanmıştı. Bizim olduğumuz yer siyahlaşmamıştı.”

“Yüzde yüz kaçakçı olduklarına ilişkin bir durum tespit edilse de bu insanlar bu sonu hak etmiyor… Özellikle tahrike gerek yok. Bu bir operasyon hatasıdır.”

“Köylülerin geldiğini anlayınca askerler tuttukları yerlerden çekildiler.”

“18:39’da huhudumuza doğru bir grubun hareket halinde olduğu İHA görüntüleri ile tespit edilmiş, 21:37 ile 22:24 arasında hedef ateş altına alınmıştır.”

“Aydınlatma fişeği ortalığı gündüz gibi aydınlatır, herkesi rahatlıkla seçebilirlerdi.”

“Düşünüyorum niye… Bulamıyorum.”

“Acaba köylüleri PKK’mi kullandı” (basından) “Katliamı fırsata çeviren Kürt ulusalcıları…”

“Ağabeyine protez bacak almak istiyordu… Biz fakiriz.”

“Sorumsuz, tahrik edici başlıklar”

“Olay yerine 300 metre mesafede bulunan karşı tepede, sadece kafası bulunan bir katırın… Kararmanın olduğu, ağaçların yandığı, karların eridiği… zeytin ve ekmeğin bulunduğu poşette tahribat olmadığı…” By Özgür Gündem