Ne acı ki Kürdüm diyene

İşte bu da benim hikayem. Doğumum, ölümüm ve ikisi arasındaki her şey.” (Eski bir cümlem…) Dört yıl önce, ilk kez bir yarışmada jüri üyeliğini kabul ettim. Yüz elliden fazla öyküyü defalarca okudum. Kimi el yazısıyla yazılmış, kareli, çizgili defter kağıtlarına… Her sayfası ‘görüldü’ diye damgalanmış. Sayfa sayfa kan, yas, ölüm… Açık bir yaraya bakarcasına bakıyordum harflere, bir acı ülkesinin haritasına bakarcasına… Uzak bir ülkeydi, ama benimdi, başkalarının hayatını okuyarak kesin dönüş yaptığım kendi ülkem. İşitilmemiş, kısık, dokunaklı bir ses, öylesine sessizken bile kendi yoluna devam eden, öylesine sahipsizken, sözcüklere sahip çıkan… Hikayeler kadar, özgeçmişler de anlatıyordu sözcüklerden kaçan pek çok şeyi…

Edebiyatın hayatın sertliğine çarpıp durduğu kısacık özgeçmişler… Birbirine benzeyen onlarcası arasından seçmek zorunda kaldım: Doğum ve ölüm arasındaki her şeyi anlatmayı denesin diye…

*1974 yılında Iğdır’da dünyaya geldim. 8 çocuklu bir ailenin en büyük çocuğuyum. Lise son sınıftayken, 1 Mayıs’ta bildiri dağıttığım gerekçesiyle okuldan alınıp tutuklandım. Tahliye olduktan sonra dışarıda çok kalamadım. 1994 yılında tekrar tutuklandım. DGM tarafından idam cezasına çarptırıldım, cezam ağırlaştırılmış müebbede çevrildi. 13 yıldır cezaevinde yatıyorum. Yarım kalan öğrenimimi cezaevinde tamamladım. Şu an yayımlanmayı bekleyen 3 ciltlik Kürtçe yazılmış romanım var. Asıl edebiyat dilim Kürtçedir. Bana ulaşılacak tek adres: Cezaevi adresi…

*67 Siirt doğumluyum. 93 yılında 125’ten ceza aldım. 14 yıldır cezaevindeyim. ‘…’ davasından ceza almışım. (Üstü çizilmiş, okunamadı)

* Annemin dediğine göre yağmurlar yağıyormuş, sobaları kurdukları vakitler gelmişim dünyaya… İki yıldır zevkle acıyla kederle yaptığım tek iş yazmak.
*(Tek cümlelik bir özgeçmiş) 74 Diyarbakır doğumlu, 95’ten beri cezaevinde, müebbet hükümlüsü.

*(Dört cümlelik bir özgeçmiş) 64 Iğdır doğumluyum. Altı çocuk babasıyım. 93 yılından beri cezaevindeyim. Müebbet cezası aldım.

*“Pencerenin dibinde boş umutlar buldum,” diyor bir yaşlı, “biraz da izmarit.”

“Yeni bir umuda gücüm yoktu.”

“Bırakın beni… Bırakın beni…” (Bir hikayeden)

* Yani birisi bana Kürtçe hakaret ederse çok üzülürüm. Ama aynı hakareti İngilizce ederse sorun yoktur.

*Pazarcıklı Kürt Alevisiyim. Maraş olaylarından kıl payı kurtulduk, onlarca akrabamız komşumuz vahşice öldürüldü… Çorap satmaktan manava, taksi şoförlüğünden inşaata onlarca işte çalıştım. HADEP bünyesinde görev aldım. Aranır duruma gelince kolayı seçip ülkemi terk ettim. Geçmişimde aktif politika alanında dişe dokunur bir icraatım olmadı. Çünkü irmik bulduğumda şeker bulamadım ve her şeyi bulduğumda kendimi bulamadım.

*73 doğumluyum. Lise mezunuyum. 94 yılında tutuklandım. Halen yargılanıyorum. Ailemin adresi…

* “Melekler badem ağaçlarının altında toplanır, şarkı söylerlerdi.” (Son satırları karalanmış bir hikayenin açılış cümlesi)

*77 Bismil doğumluyum. Endüstri meslek lisesi mezunuyum. HADEP ilçe gençliğinde çalışmaya başladım. Daha önce aralıklarla üç defa kısa sürelerle cezaevinde kaldım… İlk yazım olduğunu söyleyebilirim. Bunu Kürtçe yazmak isterdim. Ancak mevcut koşullarımız Kürtçe yazmaya el vermediği için Türkçe yazmak zorunda kalıyoruz. İlkokulda zar zor Türkçe öğrenebilen birisi de ancak bu kadar yazabilir.

* “Bu yıl melekler benimle konuştular. Sadece birkaç kelime… Giderken bir dal verdiler. Defterimin arasında kuruttum.” (Bir hikayeden)

*“Sayım, arkadaşlar! SAYIM, SAYIM, sayım içeride…” (Bir hikayenin ilk cümlesi.) By Özgür Gündem